11 Eylül 2016 Pazar

Kalp Krizi Nedir, Belirtileri Nelerdir

Kalp krizi, kalbi besleyen atardamarların aniden tıkanmasına bağlı olarak kalp kasının yeterince oksijen alamaması ve sonuçta kalp dokusunun hasara uğramasıdır. Kalbe kan akımını sağlayan atardamarlarda kolesterol ve yağ gibi maddeler damar duvarlarında birikerek plak denilen yapıları oluştururlar. Damar sertliği olarak adlandırılan bu süreçte atardamarlar zaman içinde daralır ve plaklar üzerinde oluşan çatlaklarda gelişen pıhtılar damarları tıkar.
Eğer zamanında müdahale edilip damar açılmazsa söz konusu hasar kalp dokusunun kaybı ile sonuçlanır. Bu kayıp yaygın ise kalbin pompalama gücünü etkiler ve kalp yetersizliği ortaya çıkar.

Kalp Krizinin Belirtileri Nelerdir?
Kalp krizi bazen filmlerde gördüğümüz gibi ani ve yoğun belirtiler gösterir. Ancak bazen belirtiler yavaş bir şekilde başlar, hafif bir ağrı ve rahatsızlık hissedilir. Kalp krizinin en sık görülen belirtileri şunlardır:
Göğüs ağrısı                                                                                                                                                                             
Kalp krizine bağlı göğüs ağrısı genellikle göğsün orta kısmında, baskı, sıkışma tarzında şiddetli bir ağrı şeklinde tarif edilir. Genellikle birkaç dakikadan uzun sürer veya gidip gelen bir ağrı şeklinde hissedilebilir. Bu ağrı kollara, sırta, boyna, çeneye ve mide üzerine doğru yayılım gösterebilir.
Nefes darlığı                                                                                                                                                                                   
Göğüs ağrısına eşlik eden, bazen de tek başına görülen nefes darlığı bir kalp krizi belirtisi olabilir.
Diğer belirtiler                                                                                                                                                                   
Terleme, bulantı, kusma, baş dönmesi gibi belirtilerde görülebilir.

Kadınlarda kalp krizi belirtileri                                                                                                                                              
  • Kalp krizi dendiğinde aklımıza filmlerdeki aniden ellerini kalbinin üzerine koyup acıyla yere yıkılan erkekler gelir. Ancak gerçek hayatta kalp krizi geçiren kişi bir kadın da olabilir ve belirtiler bu kadar belirgin olmayabilir.
  • Kadınlarda da kalp krizinin en sık görülen belirtisi göğsün orta kısmında hissedilen şiddetli ağrı/basınç olmakla birlikte, bazen bu belirti kadınlarda görülmeyebilir.
  • Bunun yerine nefes darlığı, göğsün alt kısmı veya karnın üst kısmında ağrı, sırtta veya çenede ağrı, aşırı yorgunluk, bayılma, bulantı ve baş dönmesi gibi belirtiler görülür.
Kalp krizinin hem erkeklerde, hem de kadınlarda hafif belirtilerle ortaya çıkabileceğini unutmayın. Kalp krizinden şüpheleniyorsanız mutlaka yardım çağırın, çünkü kalp krizinde dakikalar bile önem taşır.

Tip 2 Diyabet Nedir ?

Genel Cerrahi, Metabolik Cerrahi ve Obezite Uzmanı Opr. Dr. Kerim Güzel, tip 2 diyabetli hastalarının 'laporoskopik metabolik cerrahi' ile sağlığına kavuştuğunu söyledi.
Genel cerrahi uzmanları Samsun ve çevre illerde gerçekleştirdiği "Sağlık Konferansları"na devam ediyor. "Sağlık Konferansları"nın bir yenisi daha Ayvacık ilçesinde gerçekleştirdi. Konferansın açılış konuşmasını yapan Büyük Anadolu Hastaneleri Kurumsal İlişkiler ve İş Geliştirme Müdürü Fatih Esen " 'Tip 2 diyabet (şeker) ve obezite cerrahi yöntem ile tedavi edilebilir bir hastalıktır' diyerek ilimiz ve çevre illerimizde bilgilendirmeye yönelik gerçekleştirdiğimiz sağlık konferanslarımızın bir yenisini daha gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Önce sağlık diyerek yollara düştük. İnsanlarımızın sağlıklı ve mutlu bir hayat sürebilmeleri adına özellikle tip 2 diyabet ve obezite tedavisinde neler yapılabildiğini herkese anlatmaya çalışıyoruz. Alanında uzman doktorlarımız tarafından verilen konferanslarımızda 10 binlerce kişiyle ulaştık. Yüzlerce hasta hastanemizde şifa buldu. Bu bizim gurur kaynağımızdır. Bu düşüncelerle siz değerli Ayvacıklı hemşehrilerimize hoş geldiniz diyor, katılımlarınızdan ötürü teşekkür ediyorum" dedi.
DİYABETTE ERKEN TANI ÖNEMLİ
"Tip 2 diyabet (şeker hastalığı) nedir? Nedenleri, belirtileri ve tedavisi" hakkında konuşma gerçekleştiren Samsun Büyük Anadolu Hastanesi Genel Cerrahi, Metabolik Cerrahi ve Obezite Uzmanı Opr. Dr. Kerim Güzel, "Diyabet (şeker hastalığı) kişinin kan şekeri düzeyinin çok yüksek olmasına yol açan ömür boyu süren kronik bir hastalıktır. Sizde veya bir yakınınızda tip 2 diyabet varsa endişelenmeyin. Diyabet ciddi bir hastalıktır ancak uygun beslenme tedavisi, medikal tedavi, düzenli egzersiz ve diyabet eğitim ile sağlıklı, uzun bir yaşam sürdürebilmek mümkündür. Günümüzde tip diyabetin tedavisi vardır. Ayrıca kişiler yaşam tarzı değişikliği ile hayatlarını diğer insanlar gibi sorunsuz sürdürebilir. Diyabet tanısının erken konulması çok önemlidir çünkü hastalık erken evrede tedavi edilmezse gittikçe daha kötüleşir ve ölümlere bile sebep olabilir" diye konuştu.

Tomografi Nedir ?

Röntgende ışınlarını, vücudun herhangi bir düzleminde odaklayarak, o dokuları net olarak görüntülemeyi sağlayan radyoloji tekniği. Başka organların arasında, arkasında kalan veya sınırları yeterince belli olmayan yumuşak dokular, bu yöntemle kolayca görülebilir.
En basit yöntem olan çizgisel tomografide ışın tüpü, tek bir düz çizgi doğrultusunda, filmse ters doğrultuda hareket eder. Yapıların çoğu hareket sebebiyle flu çıkar, odaklanan yeriyse net olarak görülür. Dairesel ve elipsi biçimli tomografilerde de aynı net sonuç alınabilir. Yeni geliştirilen Bilgisayarlı Tomografiler; röntgen ışınlarının dokularda farklı tutulmaları ve bilgisayar yardımıyla değerlendirilmeleri sayesinde daha kaliteli ve hassas görüntüler elde edilmesini sağlar.
Düz röntgen ışınları çok uzun zamanlardan beri teşhis metodu olarak kullanılmaktaydı. Ancak bu metodla yumuşak doku dediğimiz kemik dışı organlar arasında yoğunluk farkı olmadığından bilgi edinilemiyordu. Bilgisayarın kısa sürede çok hızlı hesap yapmasından faydalanılarak, çok az görüntü farkının daha belirgin hale getirilmesine çalışıldı. Ayrıca dokuların dilim dilim kesitler halinde görüntüleri elde edilerek lezyonların tam yerinin belirlenmesi bilhassa beyin ameliyatlarının az travma ve sekelle gerçekleşmesi için lüzumluydu. Bu sebeple yola çıkan bilim adamları, değişik açılardan gelen röntgen ışıklarının dokularda tutulmasının bilgisayarlarca değerlendirilerek, kaliteli görüntüler elde etmeyi başardılar.
Beyin hastalıkları, bilhassa urları hakkında, daha önce hiçbir teşhis metodunun sağlayamadığı ve lezyonların yerini ve büyüklüğünü kesitler halinde görüntüleyen bilgisayarlı beyin tomaları imal ettiler. Ayrıca damardan kontrast madde verilerek organların damarla ilgili yapıları hakkında da detaylı malumat görüntülemek mümkün oldu. Bunların çok başarılı olması, bütün vücut yumuşak dokularında kullanılmasını gündeme getirdi. Şu anda bilgisayarlı tomografi cihazları, beynin yanısıra, bütün vücudu enine veya boyuna kesitler halinde tetkik edebiliyor.
Elde edilen görüntüler direkt röntgen ışınlarının fotoğraf filmi üzerindeki görüntüleri değil, değişik açılardan gelen röntgen ışınlarının dokularda tutulması farkının bilgisayarca hesaplanması sonucu oluşturulan resimlerdir. Bir santimden daha küçük yapıların ve urların bile yeri ve şekli tespit edilebilmekte, boyutları hesaplanabilmektedir.
Görüntüyü kaliteleştirmek için bazen radyoopak (röntgen ışıklarını geçirmeyen) maddeler de ilave olarak kullanılmaktadır. Bu işlem esnasında kullanılan röntgen ışıklarıysa çok az olup, normal röntgen filmi kadar bile tehlikeli değildir. Daha önce tehlikeli ve zor olan beyin angiografisinden daha kolay uygulanmakta ve daha fazla bilgi vermektedir.

Hipertansiyon Nedir ?

Hipertansiyon Nedir?
Tansiyon ya da kan basıncı, kalbin kanı pompalarken damar duvarında oluşturduğu basınçtır ve mm civa (Hg) olarak ifade edilir. Bu basıncın istenilen değerlerin üzerinde olması durumu ise hipertansiyon olarak tanımlanır.
Hipertansiyon tüm dünyada ciddi olarak insan ve toplum sağlığını tehdit eden, kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği gibi ölümcül sonuçlara yol açan, tehlikeli ve yaygın bir hastalıktır. Kan basıncı ile kalp damar hastalıkları arasında yakın ilişki vardır. Kan basıncı ne kadar yüksekse kalp krizi, kalp yetmezliği, felç, göz ve böbrek hastalıkları gelişme riski de o kadar yüksektir.
Tansiyon yükselmesi sinsi bir katil gibi davranabilir. Çünkü hipertansiyonu olan hastalar yıllarca bu hastalığı fark etmeden yaşayabilir ve yaptığı hasarlar olarak karşımıza gelebilir.

Hipertansiyonun Belirtileri:
- Oluşturduğu şikayetler silik, oldukça az veya hiç yoktur. Bu yüzden "sessiz katil" olarak adlandırılır. Hipertansiyonu olanların yalnızca yarısı hastalıklarının farkındadır, farkında olanların ancak yarısı ilaç kullanmakta, ilaç kullananların ise ancak yarısının tansiyonu kontrol altındadır. Türkiye'de her 3-5 kişiden biri yüksek tansiyon hastasıdır.
- Hipertansiyon vakalarında baş ağrısı, baş dönmesi nöbetleri ve zaman zaman burun kanamaları görülebilir. Ancak yukarıdaki belirtiler çoğu zaman hipertansiyon ilerlemiş ve yüksek sınırlara gelmiş olduğunda ortaya çıkmaktadır.

AV Blok Nedir ?

Atriyoventriküler blok

Atriyoventriküler (AV) blok   (AV blok) - iletkenlik ihlali yavaşlatılması veya kulakçıklar ve karıncıklar arasındaki elektriksel uyarı geçişini durdurma ifade ve kalp ritim ve hemodinamik bozukluğa sebep olur.
Devamını oku

Atriyoventriküler blok

  • AV blok sınıflandırılması
  • AV blok nedenleri
  • Belirtileri AV blok
  • AV blok Komplikasyonları
  • Teşhis AV blok
  • AV blok tedavisi
  • AV blok prognozu
  • Önleme AV blok
  • Atriyoventriküler blok - Moskova'da tedavi
Atriyoventriküler (AV) blok   (AV blok) - iletkenlik ihlali yavaşlatılması veya kulakçıklar ve karıncıklar arasındaki elektriksel uyarı geçişini durdurma ifade ve kalp ritim ve hemodinamik bozukluğa sebep olur.
 
  Atriyoventriküler blok prevalansı beraberinde kardiopatologiey olan hastalarda daha yüksektir. Kalp hastalığı AV abluka derecesine sahip olanlar arasında ben vakaların% 5'inde bulundu, II derecesi - Olguların% 2, III derece AV blok genellikle 70 yaşın üzerindeki hastalarda ortaya çıkar. Ani kardiyak ölüm, istatistiklere göre, AV tam blok hastaların% 17'sinde geliyor.
 
  Atriyoventriküler düğüm (AV düğüm), ventrikül ve atriyumlar tutarlı azalma sağlar kardiyak iletim sisteminin bir parçasıdır. Atriyal kasılmayı sağlayan ve ventriküller içine kan pompalama, AV düğüm yavaşlama sinüs düğümünün gelen elektriksel uyarıların hareketi. Kısa bir gecikmeden sonra darbeler onun uyarma ve daralma yardımcı sağ ve sol ventrikül Onun ve ayaklarının kiriş boyunca yaymak. Bu mekanizma alternatif miyokard kontraktilitesinin atriyumları ve ventrikülleri sağlar ve stabil hemodinami korumak.
 
  Atriyoventriküler blok kalbinde yavaşlıyor veya uygun AV düğüm, His, veya dal bloğunun demetinin yenilgisinin bir sonucu olarak ventriküllere darbenin tam bırakma. Aynı zamanda, yıkım düşük seviyeli, abluka ve kötü prognoz zor belirtileri.
 

AV blok sınıflandırılması

  Elektrik nabız ihlali geliştiriyor hangi seviyesine bağlı olarak izole proksimal, distal ve çift atriyoventriküler blok. Proksimal AV blok dürtü iletim kulakçıklar düzeyi, AV düğüm, His gövde demeti de kırılmış olabilir zaman; distalinde - şube düzeyinde dal bloğu paket; kombine edildiğinde - farklı düzeylerde ileti bozuklukları vardır.
  Atriyoventriküler blok süresi akut (. Miyokard infarktüsü, ilaç aşırı dozda ve böylece D.), Aralıklı dikkate alarak salınması (aralıklı - geçici koroner arter hastalığı ile birlikte KKH) ile ve kronik formlar.
  Elektrokardiyografi kriterlerine (gecikme, frekans veya ventriküllere bir nabız yokluğu), üç derece atriyoventriküler blok göre:
  • Grade I   - AV düğümü yoluyla Atriyoventriküler iletim yavaşlamış, ancak kulakçıklar tüm darbeleri ventriküller ulaşır. Klinik kabul edilmez; EKG PQ aralığı uzatılabilir & gt; 0, 20 saniye.
  • Grade II   - Eksik atrioventriulyarnaya blokajı; Tüm atriyal darbeleri ventriküller ulaşır. Ventriküler kompleksler periyodik kaybı - bir elektrokardiyogram üzerinde. AV blok Mobittsu II derecesi üç tipi vardır:
  1.   Ben Mobittsa Tip - sonraki her darbenin gecikme AV düğüm içinde, bunlardan birinin toplam gecikme ve ventriküler kompleks kaybı (dönem Samoilova - Wenckebach) ile sonuçlanır.
  1.   Sınıf II Mobittsa - kritik gecikme darbe gecikme süresi önceden uzantısı olmadan, aniden gelişir. Böylece her saniye bir eksikliği olduğunu (2: 1) veya üçüncü (3: 1) darbe.
  • Evre III   - (Atriyoventriküler blok tamamlayın) - ventriküllere atriyumlardan dürtülerin geçişi tam bir bırakma. Sinüs düğümünün, ventriküllerin etkisi altında atriyumlar sözleşme -. Kendi hızında, dakikada en az 40 kez, yetersiz yeterli dolaşımı sağlamak.
  Tam - Atriyoventriküler blok I ve II derece kısmi (tamamlanmamış) blok III derece vardır.

Epilepsi Nedir ? Tanı Nasıl Koyulur ?

Epilepsi; Beyinde herhangi bir bölgenin kontrol dışı aktif hale gelmesi ve bunun bir süre devam etmesi olarak tanımlanabilir. Bu istem dışı aktif hale gelme durumunun başlangıcından bitişine kadar olan döneme, epilepsi nöbeti diyoruz. Beyindeki aktif olan bölgeye göre nöbetler değişiklik gösterir. Örneğin, merkezi sinir sisteminde kol ve bacak hareketlerini sağlayan bölge aktif durumu gelirse, istemsiz kasılmalar olur.
   Epilepsi kimlerde görülür?
Epilepsi, yaş ve cinsiyet ayrımı olmaksızın tüm bireylerde görülebilir. Epilepsi bir çok değişik rahatsızlıklardan dolayı ortaya çıkabilir. Yapılan araştırmalarda; zor bir doğumdan dolayı bazen bebeğin merkezi sinir sisteminin hasar görmesi, Menenjit gibi ciddi bir hastalık geçirilmiş olması veya herhangi bir kaza sonrası beyin hasarı oluşması ve benzeri nedenler ile ortaya çıktığı görülmektedir. Epilepsi bulaşıcı değildir.
   Epilepsi Nöbeti Türleri:
Epilepsi nöbetleri Kısmi ve Genel olmak üzere iki gruba ayrılır:
   -Genel nöbetler: Araz hem sağ hem de sol beyinde, dolayısıylı tüm beyin bazında olabilir. Nöbet sırasında her zaman, bir şuur kaybı vardır. Bu tür nöbet geçiren insanlar, nöbet sırasında neler yaşadıklarını hatırlayamazlar.

-Kısmi nöbetler:
 Araz beynin belli bir kısmında ortaya çıkar. Bunun belirtileri çok çeşitli olup, bozukluğun oraya çıktığı beyin kısmına bağlıdır. Bazı nöbetlerde insanın şuuru açık kalır, bazılarında ise kaybolur. Kısmi nöbetler, basit, kompleks ve sekonder genel nöbetler olarak üç kısma ayrılır. Bu son nöbet türü, bir kısmi nöbetin genel nöbete geçmesi anlamına gelir.
   Epilepsi Nöbetlerini Tetikleyici Etkenler:
Epileptiğin neden belli zamanlarda nöbet geçirdiği genellikle çok fazla bilinmemekle bereber, bazı olayların, nöbet geçirmeyle belli bir bağlantısı olduğu bilinmektedir. Aşağıdaki durumların bazen tetikleyici olduğu görülmektedir:
  •   Yoğun stress,
  •   Uzun süre uyukusuz kalmak,
  •   Bilgisayar oyunları veya diskotek ışıklandırması gibi güçlü ışık etkenlerine maruz kalmak,
  •   Beden ısısında büyük değişikliklerin ortaya çıkması, yüksek ateş gibi durumlar,
  •   Aşırı alkol alınmasından sonra,v Yasal olmayan maddeler kullanmak,
  •   Düzensiz yemek, kontrolsüz diyet ve benzeri beslenme bozuklukları,
  •   Büyük bir çaba sarfetme öncesi veya sonrası nöbet gelebilir,
Epilepsi tedavisi:    Epilepsinin var olması durumunda, nöbeti durduran veya yeni nöbeti önleyen bazı ilaçlar hekim tarafından verilir.

DİKKAT:
    - Hekimin verdiği ilaçlar kesinlikle hekimin önerdiği şeklinde alınmalıdır. Aksi taktirde, tedaviden olumlu cevap alınmayabilir.
- Kesinlikle hekim karar vermeden ilaçlar kesilmemelidir. Aksitaktirde nöbetler kontrolsüz hale gelir.
Epilepsi Tanısı Nasıl Konur?
Epileptik nöbet sırasında beyindeki elektrik sinyallerinin iletilmesinde bozukluk yaşanır. Epilepsi tanısı için, çeşitli test ve incelemeler yapılmaktadır. Bunların en önemlisi EEG’dir. EEG cihazıyla (Elektroansefalografi) beyindeki elektrik sinyalleri kayıt ve kontrol edilir. Epileptik araz EEG’de de görülebilir. Nöbet arasındaki EEG görüntüsü, epilepsi söz konusu olduğunda normalden farklı olur. Ancak, EEG’de her zaman bir değişiklik görülmeyebilir. BT (bilgisayarlı tomografi) veya MRI (magnetik resonant görüntü) taraması gibi görüntüleme cihazlarıyla, beyin işlevindeki aksaklık ortaya çıkabilir. Bu testlerin yardımıyla bir uzman hekim tarafından Epilepsi tanısı konabilir.

Baş Ağrısı Nasıl Geçer ?

Küçükten büyüğe hemen hemen herkesin yakındığı bir dert olan baş ağrısı birçok kişinin korkulu rüyasıdır. Ağrılar birçok kişiyi yıldırır ve çeşitli ağrı kesiciler içilmesine rağmen geçmeyen ağrılar vardır. Soğuk algınlığı, göz hastalıkları, hava değişikliği gibi çeşitli sebepleri olabilen bu ağrıların çözümleri herkes tarafından araştırılmaktadır. Bazen uyandığınızda başınızda ağrılar hisseder ve o günün kötü geçeceğine bile inanırsınız. İşte bizi yaşamaktan soğutan, günlerimizin kötü geçmesini sağlayan ağrılarınızın tedavi yöntemleri nelerdir? Baş ağrısı nasıl geçer başlıklı yazımızda biz de sizler için baş ağrısı tedavisi konusundan bahsettik.

Baş Ağrısı Tedavisi

Hepimizi zaman zaman canından bezdiren, günümüzün mutsuz geçmesini sağlayan bu ağrıların çok çeşitli sebepleri olabilir. Daha önce bahsettiğimiz baş ağrısı nedenleri başlıklı yazımızda baş ağrısı sebeplerinden bahsettik. Bu şiddetli ağrılar halsizlik yapar. Bu ağrılar sinüzit sonucu meydana gelebilir.  Ayrıca günlük ağrılarınızın geçmesi için gürültülü ve havasız ortamlardan uzaklaşın. Gürültü ve yüksek sesli ortamlar ağrılarınızın daha da çok artmasına sebep olur. Bu yüzden mümkünse sessiz bir ortama geçin. Havasız, oksijeni az olan ortamlarda da durmayın. Evdeyseniz odanızı havalandırın yada dışarı çıkın. Oksijeni bol olan, havada bulunan, havadar ortamları tercih edin. Oksijen beyine fayda sağlar ve ağrıları tedavi eder. Yüksek nem de ağrıya sebep olabilir. Bu yüzden eğer eviniz kaloriferli yada doğal gazlı ise kışın peteklerin yada radyatörün üzerine bir bardak su koyun.
Su havadaki nemi emeceği için ortamın nemi azalır. Soğuk suyla yıkanmış bir bez de göz ve alın çevresine konularak ağrılar dindirilmeye çalışılabilir. Ilık suyla duş almak da rahatlatıcı etki yapar. Ağrınız varsa ılık bir duş alıp sessiz bir ortamda dinlenebilir yada biraz uyuyabilirsiniz. Akupunktur da etkili bir tedavi yöntemidir. Bu ağrılar nasıl geçer diyorsanız siz de evinizde basitçe başınızdaki bazı noktalara baskı uygulayarak bir nevi akupunktur yapabilirsiniz. Şakaklarınıza iki parmağınızla bastırıp içinizden 15’e kadar sayarak başınızı ovun. Daha sonra başınızın ön yani alın bölgesinden ve arka kafatası bölgesinden bastırarak tekrar içinizden 15’e kadar sayın. Bu şekilde ağrılarınız bir parça olsun hafifleyecektir.

Baş Ağrısı Bitkisel Tedavi

Peki bu ağrıların tedavisi için neler yapılmalı, bitkisel tedavi mümkün müdür? Bu ağrıların bitkisel tedavi için öncelikle meyve ve sebzeleri bolca tüketmelisiniz. Zeytin ve avokado tüketimi bu tip ağrılara çare olabilir. Avokado ve zeytinde bulunan bitkisel yağlar ağrıların tedavisinde etkili olur. Özellikle taze meyvelerde bulunan C vitamini faydalıdır. Ağrılarım nasıl geçer diye düşünüyorsanız mutlaka bolca C vitamini içeren meyvelerden tüketmelisiniz. Baş ağrısı için her gün bolca sıvı tüketin, vücudunuzu susuz bırakmayın. Ihlamur, adaçayı gibi şifalı çaylar da demleyip ve ılık bir çay içebilirsiniz. Çeşitli bitkilerin yağları da ağrılarınızaşifa sağlar. Biberiye yağı, nane yağı yada lavanta yağı masaj yaparak ovulmak suretiyle baş ve çevresine sürülmelidir. Özellikle alın bölgesi, şakalar, gözlerin üst çevresine masaj yapılabilir. Fakat dikkatli olunmalı ve bu tip yağlar göze kaçırılmamalıdır. Yazımızda bu ağrılar nasıl geçer ve bitkisel tedavisi konularından bahsettik. Umarız yazımızı okuduktan sonra ağrılarınız hafifler ve şifanızı bulabilirsiniz.